minik serçe

“Bir kuş geldi, hangi dala konacağını kestiremedi. Bir süre ağacın dalları arasında dolaştıktan sonra, ince bir dala kondu. Bu ince dal hafif hafif esen rüzgardan sallanıyordu, kuşun konmasıyla bu sallantı daha da arttı. Kuş dalla beraber bir salıncakta imiş gibi kendi doğal ortamında bir süre sallandı.”

Bu satırlar çok sevdiğim Doğan Cüceloğlu’nun Savaşçı kitabından, tam bu satırları okurken bahçemize gelen minik serçeleri izliyorum. Cıvıltılı ötüşü ile, mini mini haliyle, hayattan keyif almasını bilerek, kimi zaman da dallarda kendini sallayarak, eğlenerek her zaman neşe saçıyor etrafına.

En çok kışın, karın soğunda “Ayy bu minik ponçikler üşümüyorlar mı? Keşke gelse de eve alsak” diye iç geçirdiğimiz bu kuşlar resmen bir mucize. Serçelerin tüyleri arasındaki yağ tabakası, su geçirmez. Onlar bu yağ tabakası sayesinde ıslanmaktan ve üşümekten korunmuşlardır.


Hayatın zorluklarına karşı hep böyle savaşçı ve neşeli kalabilmek dileğiyle.

Bahçe Günlüğüm

Temmuz 2020